<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>TÜRKÇE İBADET</title>
	<atom:link href="http://turkceibadet.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://turkceibadet.wordpress.com</link>
	<description>Ve Biz onlara, açıkça ortaya koysun diye, her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik .... (İbrahim 4)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Jan 2010 12:08:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='turkceibadet.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>TÜRKÇE İBADET</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://turkceibadet.wordpress.com/osd.xml" title="TÜRKÇE İBADET" />
	<atom:link rel='hub' href='http://turkceibadet.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Salatın Anlamı</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-anlami/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-anlami/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:48:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ HAKKI YILMAZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[الصّلوة [salât] sözcüğünün yapı olarak, ص ل ى [saly] ve ص ل و [salv] köklerinden türemiş olması mümkün görünmektedir. Dilbilgisi kurallarına göre her iki kökten de türemiş olabilir. Zira hem ص ل ى [saly] hem de ص ل و [salv] sözcükleri, son harflerinin “harf-i illet” olması sebebiyle “nâkıs”tırlar ve bu köklerden bir sözcük türediğinde, köklerin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=138&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>الصّلوة [<em>salât</em>] sözcüğünün yapı olarak, ص ل ى [<em>saly</em>] ve ص ل و [<em>salv</em>] köklerinden türemiş olması mümkün görünmektedir. Dilbilgisi kurallarına göre her iki kökten de türemiş olabilir. Zira hem ص ل ى [<em>saly</em>] hem de ص ل و [<em>salv</em>] sözcükleri, son harflerinin “harf-i illet” olması sebebiyle “nâkıs”tırlar ve bu köklerden bir sözcük türediğinde, köklerin sonundaki harf-i illetler düşerek başka harfe dönüşür. Bu durumda, türeyen yeni sözcüğün, bu köklerin hangisinden türediği konusunda ciddi bir araştırma yapılmadığı takdirde ortaya bazı karışıklıklar çıkabilmektedir. Nitekim ص ل و  [<em>salv</em>] kökünden olan kalıpların bir çoğunun çekimlerinde و [<em>vav</em>] harfi, “galb” [değişim] neticesi ى ]<em>ya</em>]ya dönüşmekte ve bu şekilde türeyen sözcükler, ilk bakışta ص ل ى [<em>saly</em>] kökünden türemiş gibi görünmektedir.</p>
<p>Bu gibi durumlarda Kur’ân&#8217;ın mesajını doğru anlamak için yapılacak ilk iş, sözcüğün türemiş olabileceği köklerin anlamlarına bakmaktır. Bu sebeple biz de tahlilimize, الصّلوة [<em>salât</em>] sözcüğünün türemiş olabileceği ص ل ى [<em>saly</em>] veص ل و  [<em>salv</em>] köklerinin anlamları ile başladık.</p>
<p>صلى [<em>saly, sıla</em>]; “pişirmek, yakmak, ateşe atmak-ateşe girmek, yaslamak” anlamına gelir. Sözcük bu manada Hâkka sûresi&#8217;nde geçmektedir:</p>
<p>Sonra cahîme [cehennem] <em>sallayın onu</em> [صلّوه/<em>sallûhû</em>]. (Hâkka/31)</p>
<p>Bundan başka, sözcük Kur’ân&#8217;da birçok kez, bu kökten türemiş olan إصلوها [<em>islavhâ</em>], يصلى [<em>yeslâ</em>], وسيصلون [<em>veseyeslavne</em>], ساصليه [<em>seüslîhi</em>], لايصلاها [<em>lâ yeslâhâ</em>] gibi farklı kalıplar hâlinde yine aynı anlamda yer almıştır. Meselâ, صلى [<em>s-l-y</em>] kökünden türemiş olan المصلّين [<em>musallîn</em>] sözcüğü, “destek veren, yardım eden” anlamında değil, “hayvanının sırtına, uyluğuna yaslanan” anlamında kullanılmaktadır.<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn1">[1]</a></p>
<p>صلى[<em>saly</em>] sözcüğü, Türkçe&#8217;deki “sallamak” ve “yaslamak” sözcüklerinin de kaynağıdır.</p>
<p>Ancak, konumuz olan <em>salât</em> sözcüğünün kökünün <em>saly</em> olduğu varsayılırsa, Kur’ân&#8217;da geçen tüm الصّلوة [<em>salât</em>] sözcüklerinin ve türevlerinin “ateşe atmak, yaslamak” anlamında olduğunu kabul etmek gerekecektir ki bu durumda, meselâ Kevser sûresi&#8217;ndeki صلّ [<em>salli</em>] emrinden, “onu ateşe at” veya Ahzâb/56&#8242;daki صلّواعليه [<em>sallû aleyhi</em>] ifadesinden, “o&#8217;nu [Muhammed'i] ateşe sallayın/atın” anlamı çıkarmak gerekecektir. Sonuç olarak, “yardım, destek, çaba, gayret” anlamlarına gelen الصّلوة [<em>salât</em>] sözcüğüyle, “ateşe atmak, ateşe yaslamak, pişirmek, yakmak” anlamındaki صلى [<em>saly</em>] sözcüğü arasında herhangi bir mana ilişkisi kurma imkânı yoktur.</p>
<p>ص ل و[<em>salv</em>]: İsim olarak “uyluk, sırt” demek olan sözcük şöyle açıklanır: صلو [<em>salv</em>], “insanın ve dört ayaklı hayvanların sırtı, kalça ile diz arası” anlamına gelir.<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn2">[2]</a></p>
<p>Bu anlam doğrultusunda fiil olarak kullanıldığında sözcük; “uyluklamak, sırtlamak” anlamına gelir ki, uyluğun [bacağın, diz ile kalça arasındaki bölümünün] yatay duruma getirilerek bir yükün altına uzatılması şeklinde bir hareket olan “uyluklamak” da, bir yükü sırta almak demek olan “sırtlamak” da, yük altına girmeyi, yüke destek vermeyi ifade eder.</p>
<p>Bize göre <em>salât</em> sözcüğünün kökü <em>saly</em> değil, <em>salv</em>&#8216;dir. Sözcüğün aslı ise صلوة [<em>salvet</em>] olup, kök sözcük nâkıs [son harfi illetli] olduğundan, genel dilbilgisi kuralları gereği صلوة [<em>salvet</em>] sözcüğü,الصّلوة [<em>salât</em>] şekline dönüşmüştür. Nitekim sözcüğün çoğulu olan صلوات [<em>salavât</em>] sözcüğünde, kök sözcüğün asıl harfi olan و [<em>vav</em>] açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu durum, başka birçok sözcük için de geçerlidir. Meselâ, <em>ğazâ</em> [savaştı] sözcüğünün mastarı غزوة [<em>ğazve</em>]dir ve <em>ğazve</em>&#8216;nin çoğulu غزوات [<em>ğazevât</em>] olarak gelir. Diğer fiil çekimlerinde de <em>ğazâ</em>&#8216;nın “vav”ı, ya ى [<em>ya</em>]ya dönüşür yahut da düşer. Zaten <em>salât</em> sözcüğünün, <em>s-l-v</em> kökünden türediği hususunda ittifak olduğu içindir ki, bir anlam karışıklığı olmasın diye mushaflarda <em>salât</em> sözcüğü, الصلاة şeklinde ا [<em>elif</em>] ile değil, الصّلوة şeklindeو [<em>vav</em>] ile yazılır.</p>
<p>Diğer taraftan, صلو [<em>s-l-v</em>] kökünden türemiş olan صلّى [<em>sallâ</em>] (mastarı <em>salât</em>) sözcüğünün anlamı, Kıyâmet/31-32&#8242;de, hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek şekilde net olarak açıklanmıştır:</p>
<p>فلا صدّق ولا صلّى ولاكن كذّب و تولّى [<em>felâ saddaqa velâ sallâ velâkin kezzebe ve tevellâ</em>=O, ne tasdik etti ne de çaba harcadı/destekledi. Ama yalanladı ve geri durdu].</p>
<p>Görüldüğü gibi yukarıdaki cümlede dört eylem zikredilmiş, bu eylemlerden ikisi diğer ikisinin karşıtı olarak gösterilmiştir. Şöyle ki: صدّق [<em>saddaqa</em>]nın karşıtı olarak كذّب [<em>kezzebe</em>], yani “tasdik etme”nin karşıtı olarak “tekzib etme, yalanlama” fiili kullanılırken, صلّى [<em>sallâ</em>] fiilinin karşıtı olarak da تولّى [<em>tevellâ</em>] fiili kullanılmıştır. Kalıbı itibariyle “süreklilik” anlamı taşıyan <em>tevellâ</em> sözcüğü; “sürekli geri durmak, sürekli yüz dönmek, lakayt kalmak, ilgisizlik, pasiflik ve yapılmakta olan girişimleri kösteklemek” demek olduğuna göre, تولّى [<em>tevellâ</em>]nın karşıtı olan صلّى [<em>sallâ</em>] da; “sürekli olarak destek olmak, seyirci kalmamak” anlamına gelmektedir.</p>
<p>Anlamı Kur’ân&#8217;da bu kadar açık olarak belirtilmesine rağmen <em>salât</em> sözcüğü, ünlü bilgin Râgıb el-İsfehânî&#8217;nin <em>Müfredât</em> adlı eserinde, “Lügat ehlinin çoğu, <em>salât;</em> ‘dua, tebrik ve temcit’tir demiştir” ifadesiyle âdeta geçiştirilmiştir.</p>
<p>Sonuç olarak الصّلوة [<em>salât</em>] sözcüğünün anlamını; “destek olmak, yardım etmek, sorunları sırtlamak; sorunların çözümünü üzerine almak” şeklinde özetlemek mümkündür. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, buradaki sorunlar, sadece bireysel sorunları değil, aynı zamanda toplumsal sorunları da kapsamaktadır. Dolayısıyla الصّلوة [<em>salât</em>] sözcüğünün anlamını, “yakın çevrede bulunan muhtaçlara yardım” boyutuna indirgemek doğru olmayıp, “topluma destek olmak, toplumu aydınlatmak, toplumun sorunlarını sırtlamak, üstlenmek ve gidermek” boyutunu da içine alacak şekilde geniş düşünmek gerekir. Yapılacak yardımın, sağlanacak desteğin gerçekleştirilme şeklinin ise “zihnî” ve “mâlî” olmak üzere iki yönü bulunmaktadır:</p>
<p>• Zihnî yönü ile salât; eğitim ve öğretimle bireyleri, dolayısıyla da toplumu aydınlatmak, rüşde erdirmek; en sağlam yola iletmek;</p>
<p>• Mâlî yönü ile salât; iş imkânları ve güvence sistemleri ile ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, onları zor günlerinde sırtlamak, böylece de toplumun sıkıntılarını gidermektir.</p>
<p>إقام الًصّلوة[İQÂMİ'S-SALÂT=SALÂT'IN İKÂMESİ]</p>
<p>Kur’ân&#8217;daki, “salât&#8217;ın ikâmesi” ile ilgili emir ve haber cümlesi niteliğindeki ifadeler genellikle “namazı doğru kılın, namazlarını dosdoğru kılarlar” şeklinde çevirilegelmiştir. Bizim, sözcüklerin anlamları üzerinden yaptığımız tahlil ise bu çevirilerin, ifadenin anlamını yansıtması bakımından yetersiz kaldığını, hatta yanlış olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Görüldüğü gibi ifade  إقام[<em>iqâm</em>] ve الصّلوة [<em>es-salât</em>] sözcüklerinden oluşmaktadır. <em>Salât</em> sözcüğünün ne anlama geldiği yukarıda açıklandığı için, burada  إقام[<em>iqâm</em>] sözcüğünü tahlil edeceğiz.</p>
<p><em>ق و م </em>[<em>q-v-m</em>] harflerinden oluşan  إقام[<em>iqâm</em>] sözcüğü, “oturmak” fiilinin karşıtı olan <em>qıyâm</em> sözcüğünün if‘âl babından mastarıdır ve lügatlerde bu kalıbın anlamı; “ayağa kaldırmak, dikmek, ayakta tutmak” olarak belirtilmiştir.</p>
<p>Buna göre إقام الصّلوة [<em>iqâmi's-salât</em>] tamlamasının anlamı da; “zihnî ve mâlî yönlerden yapılan yardım ve destekle sorunların üstlenilerek giderilmesi işlerinin gerçekleştirilmesi ve bunun sürdürülmesi, yani ayakta tutulması” demektir. Bunu somutlaştırarak ifade etmek gerekirse “salâtın iqâmesi”;</p>
<p>• Zihnî yönü ile, eğitim ve öğretimin yapılması için okullar, halk evleri, halk eğitim merkezleri açılması ve bunların ayakta tutulması,</p>
<p>• Mâlî yönü ile, iş alanları açılması, Emekli Sandığı, Bağkur, SSK gibi sosyal güvenlik sistemlerinin teşkil edilmesi, yoksul ve yetimlerin desteklenerek -bekâr ve dulların evlendirilmesi de dâhil- sorunlarının sırtlanması, dertlerine deva olunması için kurumlar oluşturulması ve bunların yaşatılarak ayakta tutulması demektir.</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/138/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/138/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=138&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-anlami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salatın Amacı Nedir, Kimler İkame Eder?</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-amaci-nedir-kimler-ikame-eder/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-amaci-nedir-kimler-ikame-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:46:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Zihnî yönüyle salâtın amacı; ikna etmek sûretiyle insanı aydınlatmak, rüşde erdirmek ve Allah ile kul arasındaki ilişkiyi canlı tutmaktır: Rüşd sözcüğü, “doğru ve eğriyi ayırt etme bilinci, zihinsel olgunluk, doğru yolu bulup ona girmek, iyi ve doğru olan şeyleri yapabilme olgunluğuna ulaşmak” demektir. Nitekim Rabbimiz, Kur’ân&#8217;ın insanları, “rüşd”e (Cinn/2) ve “en doğru ve en sağlam [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=136&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zihnî yönüyle salâtın amacı; ikna etmek sûretiyle insanı aydınlatmak, rüşde erdirmek ve Allah ile kul arasındaki ilişkiyi canlı tutmaktır:</p>
<p><em>Rüşd</em> sözcüğü, “doğru ve eğriyi ayırt etme bilinci, zihinsel olgunluk, doğru yolu bulup ona girmek, iyi ve doğru olan şeyleri yapabilme olgunluğuna ulaşmak” demektir. Nitekim Rabbimiz, Kur’ân&#8217;ın insanları, “rüşd”e (Cinn/2) ve “en doğru ve en sağlam şeye” (İsrâ/9) kılavuzladığını ifade etmek sûretiyle <em>rüşd</em>&#8216;ün, “en doğru ve en sağlam şey” olduğunu bildirmiştir. Buna göre <em>rüşd</em> sözcüğünün Kur’ân açısından manasını; “İslâm&#8217;ın öngördüğü olgunluğa ulaşmak ve yaşamak” diye tarif etmek mümkündür. Ancak, insanın rüşde kılavuzlanması Kur’ân&#8217;da, “beyin yıkama veya büyüleme” şeklinde değil, “aklı kullandırmak sûretiyle bilinçlendirme”, yani “ikna etme” şeklinde gerçekleştirilmektedir. O hâlde, Kur’ân tebyini ile yapılan salâtın [zihnî desteğin] amacı da, insanları ikna ederek rüşde erdirmekten başka birşey değildir. Bu hususu Rabbimiz, Kendisinin ve meleklerinin ettiği salâtın [sağladığı desteğin] amacının, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak olduğunu bildirerek teyit etmiştir:</p>
<p>O, sizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size destek verendir. O&#8217;nun melekleri de destek verirler. Ve O, mü’minlere çok merhametlidir. (Ahzâb/43)</p>
<p>Oluşturulmuş eğitim-öğretim kurumlarında, insanlar reşit olurlarken, bir taraftan da kendileri ile Allah arasındaki ilişkileri sorgularlar ve böylece de, toplumun özlemini duyduğu “ideal insan” oluşur.</p>
<p>Hiç şüphesiz ki Ben, Allah&#8217;ın ta kendisiyim. İlâh diye bir şey yoktur Benden başka. O hâlde Bana kulluk et ve Beni anmak için salâtı ikâme et. (Tâ-Hâ/14)</p>
<p><em>Zikrullâh</em> [Allah'ın anılması], “Allah&#8217;ın bizler üzerindeki haklarını, bize sunduğu nimetleri düşünmek, kul olarak O&#8217;na karşı sorumluluklarımızı yerine getirip getirmediğimizin kontrolünü yapmak ve verdiği görevleri eksiksiz yerine getirmek, nimetlerine karşı şükredip nankörlük etmemektir. Daima bu bilinç içerisinde olmak”tır.</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/136/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/136/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=136&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-amaci-nedir-kimler-ikame-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salat, Zekat (Vergi) ve İnfak (Bağış) İle İkame Edilir</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-zekat-vergi-ve-infak-bagis-ile-ikame-edilir/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-zekat-vergi-ve-infak-bagis-ile-ikame-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAMMED PEYGAMBER MUHAMMED PEYGAMBER MUHAMMED PEYGAMBER MUHAMMED PEYGAMBER MUHAMMED PEYGAMBER MUHAMMED PEYGAMBER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Kur’ân&#8217;da, Salâtı ikâme edin, Salâtı ikâme ettiler ve Salâtı ikâme ederler ifadeleri ile birlikte Zekâtı da verin, Zekâtı da verdiler ve Zekâtı da versinler ifadelerinin de yer almasının nedeni, mâlî destek olmadan salâtın ikâme edilemeyeceğidir, yani sosyal destek ve eğitim-öğretim kurumlarının parasız, mâlî yardımsız oluşturulamayacağı ve yaşatılamayacağı gerçeğidir. Konuya ait şu âyetler dikkate alınmalıdır: Şüphesiz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=134&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur’ân&#8217;da, <em>Salâtı ikâme edin, Salâtı ikâme ettiler</em> ve <em>Salâtı ikâme ederler</em> ifadeleri ile birlikte <em>Zekâtı da verin, Zekâtı da verdiler </em>ve<em> Zekâtı da versinler</em> ifadelerinin de yer almasının nedeni, mâlî destek olmadan salâtın ikâme edilemeyeceğidir, yani sosyal destek ve eğitim-öğretim kurumlarının parasız, mâlî yardımsız oluşturulamayacağı ve yaşatılamayacağı gerçeğidir.</p>
<p>Konuya ait şu âyetler dikkate alınmalıdır:</p>
<p>Şüphesiz iman eden ve sâlihâtı işleyen, <em>salâtı ikâme eden ve zekâtı verenlerin</em> Rabb&#8217;leri katında mükâfâtları vardır. Ve onlar üzerine hiçbir korku yoktur, onlar üzülmezler de. (Bakara/277)</p>
<p>İşte bu kitap –kendisinde kuşku yoktur–; gaybda iman eden, <em>salâtı ikâme eden, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak eden,</em> sana indirilene ve senden önce indirilene iman eden muttakiler –ki bunlar, âhirete de kesinlikle inanırlar– için bir kılavuzdur. (Bakara/2-4)</p>
<p><em>Salâtı [eğitim-öğretimi, sosyal yardım kurumunu] dikiniz/ayakta tutun, zekâtı verin,</em> rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin! (Bakara/43)</p>
<p>Ve hani Biz, İsrâîloğulları&#8217;nın mîsakını [kesin sözünü] almıştık: “Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzelliği söyleyin, <em>salâtı ikâme edin ve zekâtı verin.”</em> Sonra çok azınız müstesna olmak üzere yüz çevirdiniz. Ve siz yüz çevirenlersiniz. (Bakara/83)</p>
<p>Ve siz <em>salâtı ikâme edin ve zekâtı verin!</em> Kendiniz için önceden her ne iyilik yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir. (Bakara/110)</p>
<p>Şu haram aylar çıktığı zaman o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde onlar için oturun. Artık, eğer tevbe ederlerse, <em>salâtı ikâme ederlerse ve zekâtı verirlerse,</em> artık onların yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah, gafûr&#8217;dur, rahîm&#8217;dir. (Tevbe/5)</p>
<p>Eğer tevbe ederlerse, <em>salâtı ikâme ederlerse ve zekâtı verirlerse,</em> bundan sonra onlar, dinde kardeşleriniz olurlar. Ve Biz, âyetleri, bilen bir kavm için detaylandırıyoruz. (Tevbe/11)</p>
<p>İnanan erkekler ve inanan kadınlar; bunların bazısı bazılarının velîleridirler. Bunlar ma‘rûfu emrederler, münkerden vazgeçirirler, <em>salâtı ikâme ederler, zekâtı verirler,</em> Allah&#8217;a ve O&#8217;nun Elçisi&#8217;ne itaat ederler. İşte bunlar, Allah onlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah, azîz&#8217;dir, hakîm&#8217;dir. (Tevbe/71)</p>
<p>Peki, Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, kör olan kimse gibi midir? Şüphesiz ancak Allah&#8217;ın ahdini yerine getiren, antlaşmayı bozmayan, Allah&#8217;ın birleştirilmesini istediği şeyi birleştiren, Rabb&#8217;lerine haşyet duyan ve hesabın kötülüğünden korkan, Rabb&#8217;lerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabreden, <em>salâtı ikâme eden ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık infak eden</em> ve çirkinlikleri güzelliklerle ortadan kaldıran kişiler öğüt alıp düşünürler. İşte bu yurdun akıbeti; adn cennetleri kendilerinin olanlardır. Onlar, atalarından, eşlerinden ve soylarından sâlih olanlar oraya [adn cennetlerine] gireceklerdir. Melekler de her kapıdan yanlarına girerler: “Sabrettiğiniz şeylere karşılık sizeselâm olsun! Bu yurdun sonu ne güzeldir!” (Ra‘d/19-24)</p>
<p>Ve Biz, her ümmet için, Allah&#8217;ın kendilerine hayvanların behiminden rızık olarak verdikleri üzerine O&#8217;nun adını ansınlar diye bir mensek [ibadet yeri/ibadet biçimi] kıldık. İşte, sizin ilâhınız, bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O&#8217;na teslim olun. Allah anıldığı vakit kalpleri titreyen, kendilerine isabet edene sabreden,<em> salâtı ikâme eden ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak eden</em>, Allah&#8217;a içtenlikle boyun eğenlere müjdele. (Hacc/34-55)</p>
<p>İşte o kimseler [Allah'a yardım ettikleri için Allah'ın yardımına mazhar olmuş kimseler], eğer kendilerine yeryüzünde bir güç verilirse, <em>salâtı ikâme etmişlerdir, zekâtı vermişlerdir,</em> ma‘rûfu emretmişlerdir ve münkerden alıkoymuşlardır. İşlerin sonucu sadece Allah&#8217;a âittir. (Hacc/41)</p>
<p>Ve Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. O, sizi O seçti ve dinde; babanız İbrâhîm&#8217;in milletinde sizin için bir zorluk kılmadı. O, daha önce ve işte bunda [Kur’ân'da], Elçi&#8217;nin size şâhid olması, sizin de insanlara şâhid olmanız için, sizi “Müslümanlar” olarak isimledi. Öyleyse, <em>salâtı ikâme edin, zekâtı verin</em> ve Allah&#8217;a sarılın. O, sizin mevlanızdır [yol gösteren, yardım eden, koruyan yakınınızdır]. O, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır! (Hacc/78)</p>
<p>Evlerinizde vakarla oturun, ilk câhiliye kadınlarının süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; <em>salâtı ikâme edin, zekâtı verin,</em> Allah&#8217;a ve Elçisi&#8217;ne itaat edin. Ey ehl-i beyt! Gerçekten Allah, sizden ricsi [kiri; rahatsızlık veren şeyleri] gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister. (Ahzâb/33)</p>
<p>Ve yük çeken bir kimse, başkasının yükünü yüklenmez. Eğer ağır yüklü bir kimse, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan hiçbir şey yüklenilmeyecek; bir akrabası olsa bile. Şüphesiz sen ancak Rabb&#8217;lerine karşı gaybda haşyet duyan ve <em>salâtı ikâme edenleri</em> uyarırsın. Her kim arınırsa ancak kendisi için arınır. Dönüş de yalnızca Allah&#8217;adır. (Fâtır/18)</p>
<p>İşte, verilen herhangi bir şey basit hayatın kazanımıdır. Sadece dünya hayatının geçici bir menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise; iman eden ve sadece Rabb&#8217;lerine tevekkül eden, günahın büyüklerinden ve hayâsızlıktan kaçınan ve öfkelendikleri zaman bağışlayan, Rabb&#8217;lerinin çağrısına cevap veren, <em>salâtı ikâme eden,</em> işleri de kendi aralarında şûrâ [görüşme, danışma] olan, <em>kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak eden </em>ve kendilerine bağy [bir zulüm ve saldırı] isabet ettiği zaman birbirleriyle yardımlaşan/intikam alan kimseler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. (Şûrâ/36-39)</p>
<p>İman eden kullarıma söyle: <em>“Salâtı ikâme etsinler, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden açık ve gizli olarak infakta bulunsunlar.”</em> (İbrâhîm/31)</p>
<p>Ve hani bir zaman İbrâhîm, “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut! Rabbim! Şüphesiz onlar [putlar] insanlardan bir çoğunu saptırdılar. Şimdi kim bana uyarsa, artık o, şüphesiz bendendir; kim bana karşı gelirse, … Artık Sen şüphesiz çok bağışlayan ve çok merhamet edensin. Rabbimiz! Şüphesiz ben çocuklarımdan bir bölümünü <em>salâtı ikâme etmeleri için,</em> Senin dokunulmazlaşmış Evinin yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz! Şükretmeleri için artık Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerden rızıklandır. Rabbimiz! Şüphesiz Sen bizim gizlediğimiz şeyleri ve açığa vurduğumuz şeyleri bilirsin. –Ve yerde ve gökte, hiçbir şey Allah&#8217;a gizli kalmaz.– İhtiyarlık halimde bana İsmâîl&#8217;i ve İshâk&#8217;ı lütfeden Allah&#8217;a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitendir. Rabbim! <em>Beni salâtı ikâme eden kıl!</em> Soyumdan da. Rabbimiz! Duamı da kabul et! Rabbimiz! Hesabın kurulduğu günde benim için, anam-babam için ve mü’minler için mağfirette bulun!” demişti. (İbrâhîm/35-41)</p>
<p>Oysaki onlara sadece, dini yalnız Allah için arındıran kişiler halinde sadece Allah&#8217;a kulluk etmeleri, <em>salâtı ikâme etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti.</em> Ve işte bu, doğru/eksiksiz/aşınmaz dindir. (Beyine/5)</p>
<p>Sizin velîniz [size yakın olan] Allah&#8217;tır, O&#8217;nun Rasûlu&#8217;dür, bir de rükû eder bir halde [hanif olarak] <em>salâtı ikâme eden, zekâtı veren</em> iman eden kimselerdir. (Mâide/55)</p>
<p>Ta-Sin. Bunlar, <em>salâtı ikâme eden, zekâtı veren</em> ve âhirete de kesin olarak inanan kişilerin ta kendileri olan mü’minler için hidâyet rehberi ve müjdeci olmak üzere Kur’ân&#8217;ın ve apaçık/açıklayıcı bir kitabın âyetleridir. (Neml/1-3)</p>
<p>İşte bunlar, <em>salâtı ikâme eden, zekâtı veren, </em>âhirete de kesin olarak inananların ta kendileri olan muhsinler [güzellik-iyilik üretenler] –ki işte bunlar, Rabb&#8217;leri tarafından bir hidâyet üzeredirler. Ve onlar kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir– için bir hidâyet ve rahmet olmak üzere yasalar içeren o kitabın âyetleridir. (Lokmân/2-5)</p>
<p>Kendilerine, “Elinizi çekin, <em>salâtı ikâme edin, zekâtı verin”</em> denenleri görmedin mi? Sonra savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, Allah&#8217;ın haşyeti gibi yahut haşyetçe daha şiddetli olarak insanlara haşyet duyarlar. Ve, “Rabbimiz! Ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki: “Dünyanın kazanımı çok azdır. Âhiret ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.” (Nisâ/77)</p>
<p>Sonra (korku halindeki) <em>salâtı tamamlayınca,</em> artık Allah&#8217;ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda/güvene erdiğinizde, <em>salâtı ikâme edin.</em> Hiç şüphesiz ki salât, mü’minler üzerine vakti belirlenmiş bir yazgıdır. (Nisâ/103)</p>
<p>Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler, sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler. Onlar, <em>salâtı ikâme eden, zekâtı veren,</em> Allah&#8217;a ve âhiret gününe iman edenlerdir. İşte onlar, Bizim büyük bir mükâfât vereceklerimizdir. (Nisâ/162)</p>
<p>Ve rahmet olunmanız için <em>salâtı ikâme edin, zekâtı verin</em> ve o Elçi&#8217;ye itaat edin. (Nûr/56)</p>
<p>Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten korktunuz mu? İşte, yapmadınız. Ve Allah, sizin tevbenizi kabul etti. Artık <em>salâtı ikâme edin, zekâtı verin,</em> Allah&#8217;a ve Elçisi&#8217;ne itaat edin. Ve Allah, yaptıklarınızdan en çok haberi olandır. (Mücâdele/13)</p>
<p>Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin gecenin üçte-ikisinden daha azını, yarısını, üçte-birini ayakta geçirmekte olduğunu biliyor. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlar. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tevbe nasip etti. O hâlde Kur’ân&#8217;dan kolay geleni okuyun! Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah&#8217;ın fazlından bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O hâlde ondan kolay geleni okuyun! <em>Salâtı ikâme edin, zekâtı verin!</em> Güzel bir ödünçle Allah&#8217;a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah&#8217;tan af dileyin! Hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok esirgeyicidir. (Müzzemmil/20)</p>
<p>Gerçekte inananlar, Allah anıldığında kalpleri ürperen ve âyetleri onlara okunduğunda, bunun, inançlarını artırdığı ve sadece Rabb&#8217;lerine güvenen kimselerdir. Onlar, <em>salâtı ikâme ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infakta bulunurlar</em>. İşte bunlar, inananların ta kendisidir. Onlara Rabb&#8217;leri katında dereceler, bağışlama ve saygın bir rızık vardır. (Enfâl/3)</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/134/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/134/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=134&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-zekat-vergi-ve-infak-bagis-ile-ikame-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salatı Müminler İkame Ederler</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salati-muminler-ikame-ederler/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salati-muminler-ikame-ederler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:40:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Allah&#8217;ın mescidlerini, ancak Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanan, salâtı ikâme eden [zihnî ve mâlî desteği oluşturup ayakta tutan], zekâtı veren ve sadece Allah&#8217;a haşyet duyan kimseler imar ederler. Artık işte onların, hidâyet üzere olanlardan olmaları umulur. (Tevbe/18) Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfir kimselerin sizi fitnelendirmesinden [size bir kötülük yapacağından] korkarsanız, salâtan kısaltmanızda sizin için [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=132&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah&#8217;ın mescidlerini, ancak Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanan, <em>salâtı ikâme eden</em> [zihnî ve mâlî desteği oluşturup ayakta tutan], <em>zekâtı veren</em> ve sadece Allah&#8217;a haşyet duyan kimseler imar ederler. Artık işte onların, hidâyet üzere olanlardan olmaları umulur. (Tevbe/18)</p>
<p>Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfir kimselerin sizi fitnelendirmesinden [size bir kötülük yapacağından] korkarsanız, salâtan kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin için apaçık düşmandırlar. Ve sen onların içinde bulunup da onlar için salât ikâme ettiğin zaman [eğitim, öğretim verdiğin zaman], içlerinden bir kısmı seninle beraber dikilsinler [eğitime katılsınlar], silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar boyun eğdiklerine [ikna olduklarında], arka tarafınıza geçsinler. Sonra salâta katılmamış [eğitim-öğretim almamış] diğer bir kısmı gelsin seninle beraber salât etsinler [eğitim, öğretim yapsınlar] ve tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. Kâfirler, silahlarınızdan ve eşyanızdan gâfil olsanız da size ani bir baskın yapsınlar isterler. Eğer size yağmurdan bir eziyet erişir veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Tedbirinizi de alın. Şüphesiz Allah, kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Sonra (korku halindeki) salâtı tamamlayınca, artık Allah&#8217;ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda/güvene erdiğinizde, salâtı ikâme edin. Hiç şüphesiz ki salât, mü’minler üzerine vakti belirlenmiş bir yazgıdır. (Nisâ/101-103)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/132/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/132/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=132&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salati-muminler-ikame-ederler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salat Laf ile Olmaz Harcama İle Olur</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-laf-ile-olmaz-harcama-ile-olur/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-laf-ile-olmaz-harcama-ile-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:37:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS SÜNNET HADİS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın oturduğu yerden, lâfla salâtta bulunamayacağı, salât için mutlaka “harcama” gerektiği, Kur’ân&#8217;da çok açık bir ifade ile belirtilmiştir: Yine bedevilerden kimi de vardır ki, onlar, Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklar ve Elçi&#8217;nin destekleri edinir [sayar]. Gözünüzü açın! Şüphesiz bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları yakında rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=130&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın oturduğu yerden, lâfla salâtta bulunamayacağı, salât için mutlaka “harcama” gerektiği, Kur’ân&#8217;da çok açık bir ifade ile belirtilmiştir:</p>
<p>Yine bedevilerden kimi de vardır ki, onlar, Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklar ve Elçi&#8217;nin destekleri edinir [sayar]. Gözünüzü açın! Şüphesiz bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları yakında rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah, gafûr&#8217;dur, rahîm&#8217;dir. (Tevbe/99)</p>
<p>Salâtın “harcama” ile yapılacağını bildiren bu âyet, dinimizin yegâne kaynağı Kur’ân&#8217;da duruyorken, “lâf”tan ibaret bir salât uygulaması, maalesef din diye inanılan ve yaşanılanların arasına girmiş durumdadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketle kavramların içi boşaltılmak ve sözcüklerin anlamı saptırılmak sûretiyle din tüccarları tarafından icat edilen ucûbe bir din kapsamında pek revaçta olan bu uygulamaya; “salâvât getirme”, “salâvâtı şerîfe okuma” denmektedir. Bu konudaki çarpıklık öyle boyutlara ulaşmıştır ki, “Salâte&#8217;n-Tünciye”, “Salâte&#8217;n-Nâriye”, “Salât-ı Tefriciye” vs. gibi çeşit çeşit “salâvât” modelleri oluşturulmuş ve bunları okumak bütün ibadetlerin önüne geçirilmiştir. Meselâ, camilerde imamın namaz bitiminde okuduğu duadan sonra “Lillâhi&#8217;l-Fâtiha” demesine karşılık, cemaat, Fâtiha okuyacağı yerde, “Allahümme salli alâ seyyidinâ…” diye salâvât okur hâle gelmiştir. Çünkü salâvât getirmekle ilgili binlerce hadîs uydurulmuş ve şefaat de buna bağlanmıştır.</p>
<p>Salâvatla ilgili bu kadar çarpık yönlendirmeye delil olarak ise, –tahrif edilerek çevirilen ve yanlış tebyin (onlar tefsir diyorlar) edilen– Ahzâb/56 âyeti gösterilmiştir.</p>
<p>Yanlış çevirilen bu meallerden; Allah ve meleklerin Peygamber&#8217;e salâvât getirdikleri, müslümanların da salâvât getirmeleri gerektiği şeklinde bir anlam çıkmaktadır.</p>
<p>“Salâvât getirmek nedir?” sorusu ise, ilmihâllerde ve “Allahümme salli &#8230;” vb. demek olarak cevaplandırılmıştır.</p>
<p>“Salâvât getirme” ya da “salâvâtı şerîfe okuma”nın ne manaya geldiğini anlamak için, –<em>salât</em> sözcüğünün “zihnî ve mâlî destek” demek olduğunu akıldan çıkarmadan– yine Kur’ân&#8217;a müracaat etmek gerekmektedir.</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/130/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/130/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=130&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-laf-ile-olmaz-harcama-ile-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salatın Vakitleri</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-vakitleri/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-vakitleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:32:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM MÜSLÜMAN İSLAM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Güneşin dülûkundan [batmasından, kaybolmasından] gecenin kararmasına kadar salâtı ikâme et [zihinsel ve mâlî desteği oluştur ve ayakta tut] ve sabah Kur’ân&#8217;ını da. Çünkü sabah Kur’ân&#8217;ı görülecek şeydir. Ve geceden de. Ayrıca, sana özgü bir fazlalık olarak sen, onu [gece salâtını] teheccüd et [uyanıp ikâme et]! Rabbinin, seni güzel bir makama ulaştıracağı umulur. (İsrâ/78-79) Bunlar, salât [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=128&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneşin dülûkundan [batmasından, kaybolmasından] gecenin kararmasına kadar salâtı ikâme et [zihinsel ve mâlî desteği oluştur ve ayakta tut] ve sabah Kur’ân&#8217;ını da. Çünkü sabah Kur’ân&#8217;ı görülecek şeydir. Ve geceden de. Ayrıca, sana özgü bir fazlalık olarak sen, onu [gece salâtını] teheccüd et [uyanıp ikâme et]! Rabbinin, seni güzel bir makama ulaştıracağı umulur. (İsrâ/78-79)</p>
<p>Bunlar, salât [zihnî ve mâlî destek] vakitlerini belirleyen ilk âyetlerdir. Her ne kadar Mekkî bir sûre içinde bulunuyor iseler de, bu âyetler Medîne dönemine aittir.</p>
<p>Yukarıda da vurguladığımız gibi, salâtın [zihnî ve mâlî desteğin] amacı, kişiyi –zihnî ve mâlî yönlerden destekleyerek– kendisine ve topluma yararlı bir insan hâline getirmektir. Özellikle salâtın zihnî yönü, insanın rüşde ermesini sağladığından, Rabbimiz, bu çok önemli amacı gerçekleştirmenin yolu olan eğitim ve öğretime ne kadar önem verdiğini, düşman saldırısı riski altında iken bile salâtın zihnî yönünün terk edilmemesi gerektiği talimatı ile göstermiştir:</p>
<p>Ve yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin sizi fitnelendirmesinden [size bir kötülük yapacağından] korkarsanız salâttan kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin için apaçık düşmandırlar. Ve sen onların içinde bulunup da onlar için salât ikâme ettiğin zaman [eğitim, öğretim verdiğin zaman] içlerinden bir kısmı seninle beraber dikilsinler [eğitime katılsınlar]. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar boyun eğdiklerinde [ikna olduklarında] arka tarafınıza geçsinler. Sonra salâta katılmamış [eğitim-öğretim almamış] diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o salât ikâme etmemiş olan diğer kısım gelsin seninle beraber salât etsinler [eğitim-öğretim yapsınlar] ve tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. Kâfirler, silahlarınızdan ve eşyanızdan gâfil olsanız da size ani bir baskın yapsınlar isterler. Eğer size yağmurdan bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Tedbirinizi de alın. Şüphesiz Allah, kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. Sonra (korku halindeki) salâtı tamamlayınca, artık Allah&#8217;ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda/güvene erdiğinizde, salâtı ikâme edin. Hiç şüphesiz ki salât, mü’minler üzerine vakti belirlenmiş bir yazgıdır. (Nisâ/101-103)</p>
<p>Yukarıdaki âyetlerde konu edilen, salâtın zihnî yönüdür. Çünkü can emniyetinin ön plana çıktığı bir ortamda, salâtın mâlî yönünün önemini kaybetmesi doğaldır. Ama Yüce Allah, salâtın zihinsel yönünün bu durumda dahi terk edilmemesini emretmektedir. İşte bu sebepledir ki salât, vücudun beslenmesindeki üç öğün gıda gibi öğünleştirilmiş, belirli vakitlerde salâtın ikâme edilmesi istenerek, insanın manevî beslenmesinin sürekliliği sağlanmıştır. “Salât”ın, mü’minler için günün belli vakitlerinde yerine getirilecek bir görev olması, öncelikle, insan şuurunda Allah inancının devamlılığını gerçekleştirme gayesine yöneliktir. Din psikolojisi araştırmaları ortaya koymaktadır ki, insanın içsel yönelişlerinin ihmal edilmesi onu manen kör bir varlık haline getirmekte, bunun sonucu olarak da kişi iyi bir “yapıcı toplum elemanı” olamamaktadır. Dolayısıyla, salâtı ikâme etmek [zihnî ve mâlî destek oluşturup ayakta tutmak] insan için çok önemli bir ödev mahiyetindedir. Bu öneminden dolayı da günün belli vakitlerinde [sabah, akşam ve gece] zorunlu olarak bu ödevin yerine getirilmesi istenmektedir:</p>
<p>Sonra (korku hâlindeki) salâtı tamamlayınca, artık Allah&#8217;ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda/güvene erdiğinizde, salâtı ikâme edin. Hiç şüphesiz ki, salât, mü’minler üzerine vakti belirlenmiş bir yazgıdır. (Nisâ/103)</p>
<p>Âyetteki, كتابا موقوتا [<em>kitâben mevqûten</em>/vakti belirlenmiş yazgı] ifadesinden anlaşılmaktadır ki; salât, belirli vakitlerde icra edilmeli, geri bırakılmamalıdır. Vaktinde ikâme edilmemiş salât, vaktinde yenilmemiş yemek veya vaktinde alınmamış ilaç gibidir.</p>
<p>Salâtı ikâme etmeyi emreden Allah, bunların hangi vakitlerde ikâme edileceğini de Kur’ân&#8217;da açıkça bildirmiştir:</p>
<p>Ve gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın saatlerinde salâtı ikâme et [zihnî ve mâlî desteği oluştur ve ayakta tut]; çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir öğüttür. (Hûd/114)</p>
<p>Bu âyette Peygamberimize gündüzün iki tarafında [sabah ile akşam] ve gecenin yakın zamanlarında [yatsı] olmak üzere toplam 3 vakitte salât ikâme etmesi emredilmiştir.</p>
<p>Güneşin dülûkundan [batmasından, kaybolmasından] gecenin kararmasına kadar salâtı ikâme et [zihnî ve mâlî destek oluştur ve ayakta tut] ve sabah Kur’ân&#8217;ını da. Çünkü sabah Kur’ân&#8217;ı görülecek şeydir. Ve geceden de. Ayrıca, sana özgü bir fazlalık olarak sen, onu [gece salâtını] teheccüd et [uyanıp ikâme et]! Rabbinin, seni güzel bir makama ulaştıracağı umulur. (İsrâ/78-79)</p>
<p>Bu âyetlerde de yine Peygamberimize güneşin batmasından gecenin karanlığına değin [akşam], tanyeri ağarırken [sabah] ve geceden bir bölümde [yatsı] salât ikâme etmesi emredilmiştir. Yani, emredilen vakitler sabah, akşam ve gecedir. Ayrıca Peygamberimize özgü bir ayrıcalık olarak fazladan [ek görev olarak] gece salâtını teheccüd etmesi [gece uyuyup uyanarak salât ikâme etmesi] emredilmiştir.</p>
<p>Dikkat edilirse, Hûd/114 ile İsrâ/78-79&#8242;daki ifadeler aynı olup bu âyetler salâtın vakitlerini belirtmektedir. Ancak bu vakitler Kur’ân&#8217;ın genel üslûbuna uygun olarak değişik üslûp ve özdeş sözcüklerle ifade edilmiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu farklı sözcüklerin hepsinin de aynı anlamı taşıyor olmasıdır.</p>
<p>Meselenin aslını öğrenebilmek için bu âyetleri iyi anlamak, âyetleri iyi anlamak için de âyetlerde geçen دلوك الشّمس [<em>dülûku'ş-şems</em>], قرآن الفجر [<em>qur’âne'l-fecr</em>], طرف [<em>taraf</em>], تهجّد [<em>teheccüd</em>] ve نافلة [<em>nâfile</em>] sözcüklerinin anlamını iyi bilmek gerekir.</p>
<p>دلوك الشّمس<em> </em>[<em>dülûku'ş-şems</em>]: <em>Dülûk</em> ve <em>şems</em> sözcüklerinden oluşan bu isim tamlaması, “güneşin batması, gözden kaybolması” demektir. Ancak bazı yorumcular, söz konusu ifadeye, “güneşin eğilmesi” anlamını vermişlerdir. <em>Tâcu&#8217;l-Arûs</em> ve <em>Lisânu&#8217;l-Arab</em> adlı lügatlerde konuyla ilgili dikkat çekici bir ayrıntı verilmiş ve <em>dülûk</em> sözcüğüne, “eğilme” anlamının verilme sebebinin, salâtın beş vakit olarak anlaşılmasını sağlama amacına yönelik olduğu belirtilmiştir.</p>
<p><em>Dülûk</em> sözcüğünün asıl anlamına göre <em>dülûku&#8217;ş-şems</em> tamlaması “akşam” vaktini ifade eder. Nitekim dördüncü halife Ali, Abdullah b. Mes‘ûd, Sa‘îd b. Cübeyr, Nehâî, Mukâtil, Dahhâk, Süddî, İbn Abbâs ve Mücâhid bu anlamı tercih etmişlerdir.</p>
<p>Buna karşılık <em>dülûk</em> sözcüğüne, “eğilme” anlamı vererek sözcükten “öğle vaktini” anlayanlar da olmuştur. Klâsik kaynaklarda İbn Ömer, Câbir, Atâ, Katâde ve Hasan&#8217;ın bu görüşü benimsedikleri bildirilir.</p>
<p>İsrâ/78&#8242;de yer alan bu deyimden her iki anlamın birden anlaşılabileceği ileri sürülse de, salâtın vakitlerini belirleyen Hûd/114&#8242;teki ifadeler, söz konusu deyimden “güneşin eğilmesi” anlamının çıkarılmasına ve bu anlamdan da öğle salâtının kasdedildiğinin sanılmasına engel olur. Çünkü Hûd/114&#8242;te Peygamberimize, “Gündüzün iki tarafında ve geceye yakın bir zamanda salât ikâme etmesi” emredilmiş ve anlam netleşmiştir. Zira Hûd/114&#8242;te geçen <em>zülefen</em> sözcüğü, İsrâ/78&#8242;de geçen <em>ğasaq</em> sözcüğü ile aynı anlamda olup “ortalığın karardığı zaman, gecenin ilk saatleri” demektir. Yani, her iki sözcük de “yatsı” vaktine karşılıktır. Bu durumdan kesin olarak anlaşılmaktadır ki, İsrâ/78-79&#8242;daki emir ile Hûd/114&#8242;teki emir aynıdır. Yani, bu âyetlerin üçünde de, salât ikâme edilecek vakitler, özdeş kelimeler kullanılmak sûretiyle değişik üslûplarla ifade edilmiştir.</p>
<p>Diğer taraftan, birçok yorumcu, <em>dülûku&#8217;ş-şems</em> ile <em>ğasakı&#8217;l-leyl</em> deyimlerinin ayrı zamanları ifade ettiğini ileri sürmüştür. Oysa bu deyimler ayrı zamanları değil, bir vaktin başını ve sonunu ifade etmektedirler. Şöyle ki: İsrâ/78&#8242;de, “Güneşin batmasından itibaren karanlığa kadar” salât ikâme edilmesi emredilmiştir. Bu ifade, iki salâtın değil, bir tek salâtın [akşam salâtının] vaktini belirlemektedir.</p>
<p>قرآن الفجر [<em>qur’âne'l-fecr</em>]: “Sabah okuması” anlamına gelen bu ifade ile sabah salâtı kasdedilmiş olup, bu salât eğitim-öğretim ağırlıklıdır.</p>
<p>طرف [<em>taraf</em>]: Bu sözcük “nahiye, yan bölge” demektir. Bir şeyin “taraf”ından söz edildiği zaman, o şeyin içi değil, dışı anlaşılır.<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn13">[13]</a> Nitekim Fıkıh&#8217;ta “İnsanın iki tarafı” ifadesinden, bir taraf olarak insanın anası, babası, dedesi, yani atası; diğer taraf olarak da çocukları ve torunları anlaşılır. Benzer şekilde “masanın iki tarafı” denildiğinde de masanın ikiye ayrılmış hâldeki iki parçası anlaşılmaz, masanın sağında ve solundaki şeyler anlaşılır.</p>
<p><em>Taraf</em> sözcüğünün çoğulu <em>etraf</em> sözcüğüdür. Bu sözcük de Türkçe&#8217;ye aynen Arapça&#8217;daki anlamı ile geçmiştir. <em>Etraf</em> sözcüğü, yöneltildiği şeyin dışı ile ilgilidir. Meselâ, bir kimseye “Etrafına bak” dendiği zaman, o kişi eline, yüzüne, vücuduna değil, sağına, soluna, önüne ve arkasına bakar. Bu örneği “ülkenin etrafı” dendiğinde ülkenin dışının kasdedildiği ve anlaşıldığı, “Dünyanın etrafı” dendiğinde, dünyanın dışının kasdedildiği ve anlaşıldığı şeklinde çoğaltmak mümkündür.</p>
<p>Âyetteki, <em>Gündüzün iki tarafı</em> ifadesinden de “gündüz”ün dışında kalan “sabah” ve “akşam” vakitleri anlaşılır; “gündüz”ün kısımları, birer parçası olan “kuşluk” ve “ikindi” vakitleri demek değil.</p>
<p>تهجّد [<em>teheccüd</em>] sözcüğünün kökü olan هجد [<em>hecd</em>] sözcüğü, “ezdad”dan olup iki zıd anlamı da ifade eder. Yani, hem “uyumak” hem de “uyanmak” demektir. <em>Hecd</em> sözcüğünün bazı türevleri şöyle meşhurlaşmıştır: <em>Hâcid,</em> “uyuyan”; <em>tehcid,</em> “uykuyu gidermek, uyandırmak”; <em>teheccüd,</em> “uykudan uyanıp salât ikâme etmek”; <em>müteheccid,</em> “geceleyin uyanıp salât ikâme eden kimse.”<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn14">[14]</a></p>
<p>نافلة [<em>nâfile</em>]: Bu sözcük “asıl üzerine yapılan ziyade [ek]” demektir.<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn15">[15]</a> Âyetten anlaşıldığına göre, Peygamberimiz, gece salâtını herkes gibi karanlığın başladığı zaman ile tan ağarma zamanı arasında ikâme etmeyecek, uykusundan kalkıp ikâme edecektir. Bundan anlaşılıyor ki, topluma önderlik, rehberlik; öğretmenlik yapacak olan Allah Elçisi (ve o&#8217;nun varisleri) geceleyin tek başına eğitim-öğretim için plan-program hazırlayacaktır. Teheccüdün gerçek anlamı budur.</p>
<p>Kur’ân&#8217;a göre 3 vakit olarak vakitlenmiş olan salâtların 2&#8242;si, başka bir âyette isimleriyle de anılmıştır:</p>
<p>Ey iman etmiş olan kimseler! Yeminlerinizin sahip olduğu kimseler, sizden erginlik yaşına gelmemiş olanlarınız üç durumda; <em>sabah salâtından önce,</em> öğle vaktinde elbisenizi çıkardığınızda, <em>ışa [gece] salâtından sonra</em> izin istesinler. Bunlar sizin için üç avrettir [açık ve korumasız, üç zamandır].” Bunlar dışında ne size ne de onlara bir günah yoktur. Aranızda dolaşırlar, birbirinize bakabilirsiniz. Allah, âyetleri size işte böyle açıklıyor. Allah alîm&#8217;dir, hakîm&#8217;dir. (Nûr/58)</p>
<p>Sonuç olarak, İsrâ/78-79&#8242;da 3 vakitte; sabah, akşam ve gece vaktinde 3 salât emredildiği gibi, Hûd/114&#8242;te de aynı şeyler emredilmiş; 3 vakit [sabah, akşam ve yatsı] salât ikâme edilmesi [eğitim-öğretimle zihnî yönden, sıkıntıların giderilmesiyle mâlî yönden destek sağlanması ve bu desteğin sürekli kılınması] emredilmiştir. Rasûlullah, genelde “salât ve namaz”ı birlikte icra ettiği için <em>salât vakitleri,</em> maalesef “namaz vakitleri” olarak yanlış yerleşmiştir.</p>
<p>Vakitleri bildiren âyetlerde ilk muhatap Peygamberimiz olmasına rağmen, emir tüm ümmeti kapsamaktadır. Çünkü ümmete verilen emirler, ümmetin örneği, rehberi, imamı olmak sıfatıyla önce o&#8217;nun şahsında yer tutmaktadır:</p>
<p>De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, göklerin ve yerin mülkü Kendisinin olan, Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan, hem dirilten hem öldüren Allah&#8217;ın size, hepinize gönderdiği elçiyim. O hâlde Allah&#8217;a ve O&#8217;nun sözlerine iman eden, ümmî Peygamber olan Elçisi&#8217;ne iman edin ve o&#8217;na uyun ki, doğru yolu bulmuş olasınız.” (A‘râf/158)</p>
<p>Salât, oruç, hacc ve zekât görevleri, İbrâhîm peygamberden sonraki peygamberlerin şeriatlarında da mevcuttu. Mâûn sûresi&#8217;nden ve Enfâl/35&#8242;den Mekkelilerin de salât ikâme ettikleri [zihnî ve mâlî destek oluşturarak bunu sürdürdükleri] anlaşılmaktadır. Hattâ Alak/9-10&#8242;a göre Peygamberimiz de peygamber olmazdan evvel salât ediyordu [çevresine zihnî ve mâlî destek veriyordu]. Fakat bu salâtlar, Kur’ân&#8217;dan öğrendiğimiz kadarıyla, özelliğini yitirmiş salâtlardır. Kur’ân, sonuçları bakımından önemli olmayan, şakşakçılar eşliğinde bir gösteri biçiminde yapılan bu salâtları kınamış, salâtı [zihnî ve mâlî desteği] huşû ekseni üzerinde yeniden yapılandırmıştır.</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/128/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/128/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=128&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-vakitleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salatın Yararları</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-yararlari/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-yararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:28:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[KURANI KARANI KERİM KURAN KURANI KERİM KURAN KURANI KERİM KURAN KURANI KERİM KURAN KURANI KERİM KURAN KURANI KERİM KURAN KURANI KERİM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Rabbimiz salâtın yararlarını Kur’ân&#8217;da şöyle belirtmiştir: Sana kitaptan vahyedileni oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fahşâ&#8217;dan ve kötülükten alıkoyar. Ve Allah&#8217;ın anılması, elbette daha büyüktür. Ve Allah ürettiğiniz [yaptığınız] şeyleri bilir. (Ankebût/45) Ve gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın saatlerinde salâtı ikâme et [zihnî ve mâlî desteği oluştur ve ayakta tut]; çünkü iyilikler [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=126&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rabbimiz salâtın yararlarını Kur’ân&#8217;da şöyle belirtmiştir:</p>
<p>Sana kitaptan vahyedileni oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki <em>salât, fahşâ&#8217;dan ve kötülükten alıkoyar.</em> Ve Allah&#8217;ın anılması, elbette daha büyüktür. Ve Allah ürettiğiniz [yaptığınız] şeyleri bilir. (Ankebût/45)</p>
<p>Ve gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın saatlerinde salâtı ikâme et [zihnî ve mâlî desteği oluştur ve ayakta tut]; çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir öğüttür. (Hûd/114)</p>
<p>Ve siz salâtı ikâme edin ve zekâtı verin! Kendiniz için önceden her ne iyilik yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir. (Bakara/110)</p>
<p>Onların mallarından sadaka al ki, onun [sadaka] ile kendilerini temizlersin ve arındırırsın. Bir de onlara <em>destek ol.</em> Şüphesiz <em>senin desteğin onlar için bir huzurdur.</em> Allah en iyi işitendir, en iyi bilendir. (Tevbe/103)</p>
<p>Bu âyetlerden anlaşılan odur ki, “salât”, toplumdan aşırılık ve çirkinlikleri kaldırmaktadır. Eğitilen, sosyal güvencesi ve desteği olan kimselerin cürüm işlemesi sözkonusu olamaz. “Güneş giren eve hekim girmez” atasözünde olduğu gibi, salâtın girdiği eve, mahalleye, kent ve ülkeye suç girmez.</p>
<p>FAHŞÂ’ [HAYASIZLIK]</p>
<p><em>فحشاء</em> [<em>fahşâ’</em>] sözcüğü, “çirkin iş, yüz kızartıcı söz veya davranış, sınırı aşmak, söz ve cevapta taşkınlık etmek” anlamlarına gelir. Sözcüğün çoğulu <em>فواحش</em> [<em>fevâhiş</em>]tir.</p>
<p>Dilci<em> </em>Râgıb el-İsfehânî, <em>fuhş, fahşâ’ </em>ve<em> fâhişe </em>sözcüklerini, “son derece çirkin söz ve fiiller” olarak tanımlamıştır.<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn16">[16]</a></p>
<p>Âl-i İmrân/135&#8242;de, “fena iş” olarak nitelenen <em>fâhişe</em> sözcüğü, Kur’ân&#8217;da 13 yerde, çoğulu <em>fevâhiş</em> sözcüğü ise 4 yerde geçmektedir. Sözcük genel olarak<em> </em>Kur’ân&#8217;da birden çok aşırılık için kullanılmıştır. Gerek bu aşırılıkların ne olduğu, gerekse bu kavramla ilgili diğer açıklamalarımız daha önce Necm sûresi&#8217;nin tahlilinde verildiğinden,<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn17">[17]</a> detayın oradan okunmasını öneriyoruz.<em> </em></p>
<p>MÜNKER [KÖTÜLÜK]</p>
<p><em>Münker,</em> insanlık tarafından kötü olarak kabul edildiği gibi, Yüce Allah tarafından da çirkin görülen şeylerdir.</p>
<p>Rabbimiz Kur’ân&#8217;da, <em>ma‘rûfu emr</em> ve <em>münkerden nehy</em> emriyle, insanlığın iyi ve kötü, yararlı ve zararlı, güzel ve çirkin, olumlu ve olumsuz şeyler arasında ayrım yapabilecek vicdanî bir yetiyle donatıldığına işaret etmektedir. Neyin iyi neyin kötü olduğunu doğasına yerleştirilen bu vicdanî yetiyle değerlendirebilen insan, kendisini sınırlayan müteal [aşkın, transandantal, ilâhî] kaynaklı değer ölçüleri olmadan bu içsel mekânizmayı özenli kullanamamakta, bilakis çeşitli psikolojik mekânizmalarla kötüyü, çirkini ve yanlışı meşrulaştırma çabasına girişmektedir. “Şeytanın insana yaptıklarını güzel göstermesi”, bu meşrulaştırıcı psikolojik mekânizmaları fark etmeyen insanın içine düştüğü içsel bir tuzak olarak değerlendirilebilir. İnsanın sağduyusu ile doğru olarak tanıdığı “münker”i Rabbimiz de yasaklayarak insanlığın vicdanî tanısını desteklemekte ve ona kötüyü ve kötülüğü önlemeyi sağlayacak güçlü bir dinî müeyyide kazandırmaktadır. Çünkü insan mutlak zararlı olduğunu bildiği şeylerden kaçınma konusunda bile kendini yeterince denetleyememektedir. 1930&#8242;lu yıllarda ABD&#8217;de getirilen alkollü içki yasağının tüm yasal zorlamalara rağmen başarılı olamayışı, buna karşılık İslâm toplumlarında alkollü içki kullanma oranındaki belirgin düşüklük, kötü olanı engellemede dinî müeyyidenin ne denli etkili olduğunu gösteren iyi bir örnektir.</p>
<p>Allah, salâtı ikâme edenleri; “Allah&#8217;a yardım etmiş”, “kendini kurtarmış”, “hidâyet üzere olanlar” diye nitelemekte ve onlara birçok vaatte bulunmaktadır:</p>
<p>İşte o kimseler [Allah'a yardım ettikleri için Allah'ın yardımına mazhar olmuş kimseler], eğer kendilerine yeryüzünde bir güç verilirse salâtı ikâme etmişlerdir, zekâtı vermişlerdir, ma‘rûfu emretmişlerdir ve münkerden alıkoymuşlardır. İşlerin sonucu sadece Allah&#8217;a âittir. (Hacc/41)</p>
<p>Doğrusu kendini kurtarmıştır: Arınan kimse, Rabbinin adını anıp sosyal destek sağlayan kimse. (A‘la/14-15)</p>
<p>İşte bunlar, salâtı ikâme eden, zekâtı veren, âhirete de kesin olarak inananların ta kendileri olan muhsinler [güzellik-iyilik üretenler] –ki işte bunlar, Rabb&#8217;leri tarafından bir hidâyet üzeredirler ve onlar kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir– için bir hidâyet ve rahmet olmak üzere yasalar içeren o kitabın âyetleridir. (Lokmân/2-5)</p>
<p>Allah&#8217;ın mescidlerini, ancak Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanan, salâtı ikâme eden [zihnî ve mâlî desteği oluşturup ayakta tutan], zekâtı veren ve sadece Allah&#8217;a haşyet duyan kimseler imar ederler. Artık işte onların, hidâyet üzere olanlardan olmaları umulur. (Tevbe/18)</p>
<p>İnanan erkekler ve inanan kadınlar; bunların bazısı bazılarının velîleridirler. Bunlar ma‘rûfu emrederler, münkerden vazgeçirirler, salâtı ikâme ederler, zekâtı verirler, Allah&#8217;a ve O&#8217;nun Elçisi&#8217;ne itaat ederler. İşte bunlar; Allah onlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah, azîz&#8217;dir, hakîm&#8217;dir. (Tevbe/71)</p>
<p>Yine bedevilerden kimi de vardır ki, onlar, Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanır ve harcadığını Allah katında yakınlıklar ve Elçi&#8217;nin destekleri edinir [sayar]. Gözünüzü açın! Şüphesiz bu, onlar için bir yakınlıktır. Allah onları yakında rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah, gafûr&#8217;dur, rahîm&#8217;dir. (Tevbe/99)</p>
<p>Kesinlikle iman eden ve sâlihatı işleyen, salâtı ikâme eden ve zekâtı veren kişilerin Rabb&#8217;leri katında mükâfatları vardır. Ve onlar üzerine hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. (Bakara/277)</p>
<p>Ve o kişiler, Allah&#8217;ın birleştirilmesini istediği şeyi birleştirirler. Rabb&#8217;lerine haşyet duyarlar ve hesabın kötülüğünden korkarlar. Ve o kişiler Rabb&#8217;lerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabretmişler, salâtı ikâme etmişler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık infak etmişlerdir. Ve onlar çirkinlikleri güzelliklerle ortadan kaldırırlar. İşte bu yurdun akıbeti; adn cennetleri kendilerinin olanlardır. Onlar, atalarından, eşlerinden ve soylarından sâlih olanlar oraya [adn cennetlerine] gireceklerdir. Melekler de her kapıdan yanlarına girerler, “Sabrettiğiniz şeylere karşılık size selâm olsun! Bu yurdun sonu ne güzeldir!” (Ra‘d/21-24)</p>
<p>Allah, İsrâîloğulları&#8217;ndan söz almıştı. İçlerinden on iki nakib [müfettiş/başkan] göndermiştik. Ve Allah demişti ki: “Ben, muhakkak sizinle beraberim. Salâtı ikâme eder, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onları destekler ve Allah&#8217;a güzelce borç verirseniz, andolsun ki sizin günahlarınızı örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, gerçekten dosdoğru yoldan sapmış olur.” (Mâide/12)</p>
<p>Ve Kitab&#8217;a sımsıkı sarılanlara ve <em>salâtı ikâme edenlere</em> [zihnî ve mâlî destek oluşturup, bu desteği sürdürenlere] gelince, Biz o düzeltenlerin [iyileştirenlerin] ödülünü zayi etmeyiz. (A‘râf/170)</p>
<p>Gerçekte inananlar, Allah anıldığında, kalpleri ürperen ve âyetleri onlara okunduğunda, bunun, inançlarını artırdığı ve sadece Rabb&#8217;lerine güvenen kimselerdir. Onlar, <em>salâtı ikâme ederler</em> ve kendilerini rızklandırdığımız şeylerden infakta bulunurlar. İşte bunlar, inananların ta kendisidir. Onlara Rabb&#8217;leri katında dereceler, bağışlama ve saygın bir rızk vardır. (Enfâl/2-4)</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/126/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/126/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=126&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salatin-yararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salat Allah&#8217;ın Yardımının Vesilesidir</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-allahin-yardiminin-vesilesidir/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-allahin-yardiminin-vesilesidir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 11:20:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET SAHABE EHLİ SÜNNET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[  Rabbimiz, kullara yardımı nasıl ve hangi vesilelerle göndereceğini açıklamış ve bunun sabır ve salâtla olacağını, kuru yakarışla olmayacağını bildirmiştir. Bir de sabırla, salâtla [eğitimle, öğretimle, sosyal destek kurumlarıyla] yardım isteyin. Şüphesiz bu [salât ve sabırla yardım isteme], saygılı olanlardan; gerçekten Rabb&#8217;lerine kavuşacaklarına ve gerçekten kendilerinin O&#8217;na dönücü olduklarına inanan kimselerden başkasına çok ağır gelir. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=119&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Rabbimiz, kullara yardımı nasıl ve hangi vesilelerle göndereceğini açıklamış ve bunun sabır ve salâtla olacağını, kuru yakarışla olmayacağını bildirmiştir.</p>
<p>Bir de sabırla, salâtla [eğitimle, öğretimle, sosyal destek kurumlarıyla] yardım isteyin. Şüphesiz bu [salât ve sabırla yardım isteme], saygılı olanlardan; gerçekten Rabb&#8217;lerine kavuşacaklarına ve gerçekten kendilerinin O&#8217;na dönücü olduklarına inanan kimselerden başkasına çok ağır gelir. (Bakara/45-46)</p>
<p>Ey iman etmiş kimseler! Sabır ve salâtla yardım isteyin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara/153)</p>
<p>SALÂT&#8217;IN ORTADAN KALKMASININ KÖTÜ SONUÇLARI</p>
<p>Salât&#8217;ın ortadan kalkması; insanların salâtı [zihnî ve mâlî desteği] hayatlarından çıkarıp uygulamadan kaldırmaları ile gerçekleşir. Yüce Allah, salâta yanaşmayanları ve engel olanları, “yüz çevirenler” olarak kınamakta, onlara azgınlıklarının cezasını mutlaka göreceklerini ihtar etmekte ve destek veren, yardım edenlerden olmayanların cehenneme gireceklerini bildirmektedir:</p>
<p>Ve hani bir vakitler İsrâîloğulları&#8217;ndan misak [kesin bir söz] almıştık: “Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyiniz salâtı ikâme ediniz ve zekâtı veriniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sırt çevirdiniz. Ve siz yüz çevirenlersiniz. (Bakara/83)</p>
<p>Sonra onların ardından half [kötü bir nesil] geldi ki, salâtı [sosyal desteği] kaybettiler [hayatlarından çıkarıp attılar]. Ve şehvetlerine uydular. Bundan dolayı tevbe eden ve iman eden ve sâlihi işleyenler hariç onlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır. İşte bunlar [tevbe eden, iman eden ve sâlihi işleyenler] cennete; Rahman&#8217;ın kullarına görmedikleri hâlde vaadettiği Adn cennetlerine girecekler ve hiçbir şeyce haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O&#8217;nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır. (Meryem/59)</p>
<p>Salât ettiği [eğitim-öğretim verdiği, sosyal destek sağladığı] zaman bir kulu engelleyen kişiyi gördün mü? Gördün mü, eğer o kul doğru yol üzerinde idiyse ya da takvâyı emrettiyse! Gördün mü, eğer o yalanlamış ve yüz çevirmiş ise! (Alak/9-13)</p>
<p>Sağın yâranı hariç. Bahçelerdedirler. Soruşur dururlar, suçlulardan. “Sizi Sekar&#8217;a sürükleyen nedir?” Dediler ki: “Biz musallînden [sosyal destek sağlayanlardan] değildik, miskini de yiyeceklendirmiyorduk. Ve biz dalanlarla birlikte dalar idik [boşa uğraşanlarla beraber boşa uğraşırdık]. Ve Din Günü&#8217;nü yalanlıyorduk. Tartışılmaz ve karşı çıkılmaz olan bize gelene kadar.” (Müddessir/39-47)</p>
<p>Rabbimizin, Meryem/59&#8242;daki “salâtı kaybedenlerin, azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklarına” ve Kehf/59&#8242;daki “zulme sapan kentlerin helâk edildiğine” dair sözlerinin nasıl gerçekleştiğini görmek için İslâm dünyasının bugünkü durumuna bakmak yeterlidir. Bu dünya içinde yer alan ülkelerin bilimde, teknolojide, ekonomide, sanatta ve ahlâkta… kısaca insan hayatının standartlarını belirleyen her alanda geri olmalarının en önde gelen sebebi bizce, halklarının 1500 seneden beri salâtı dışlamış olmalarından başka bir şey değildir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/119/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/119/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=119&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-allahin-yardiminin-vesilesidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Salat Herkesin Harcı Değildir</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-herkesin-harci-degildir/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-herkesin-harci-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 10:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[  Salât her kişinin değil, er kişinin harcıdır. Bu huhsuta şu âyetler dikkatimizi çekmektedir: Bir de sabıra, salâta [ğitime, öğretime, sosyal destek kurumlarına] yardım isteyin. Şüphesiz bu [salât ve sabra yardım isteme], saygılı olanlardan; gerçekten Rabb&#8217;lerine kavuşacaklarına ve gerçekten kendilerinin O&#8217;na dönücü olduklarına inanan kimselerden başkasına çok ağır gelir. (Bakara/45-46) Öyle er kişiler ki, ticaret [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=117&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Salât her kişinin değil, er kişinin harcıdır. Bu huhsuta şu âyetler dikkatimizi çekmektedir:</p>
<p>Bir de sabıra, salâta [ğitime, öğretime, sosyal destek kurumlarına] yardım isteyin. Şüphesiz bu [salât ve sabra yardım isteme], <em>saygılı olanlardan;</em> gerçekten Rabb&#8217;lerine kavuşacaklarına ve gerçekten kendilerinin O&#8217;na dönücü olduklarına inanan kimselerden başkasına çok ağır gelir. (Bakara/45-46)</p>
<p>Öyle er kişiler ki, ticaret ve alış-veriş Allah&#8217;ı anmaktan, salâtı ikâme etmekten ve zekât vermekten onları alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin ters döndüğü bir günden korkarlar. (Nûr/37)</p>
<p>Şimdi de müşrik ve münâfıkların salâta yaklaşımlarıyla ilgili olan şu âyetlere göz atalım:</p>
<p>Şüphesiz ki <em>münâfıklar, Allah&#8217;ı aldatmaya çalışırlar.</em> Halbuki O, onların aldatıcısıdır. Ve <em>onlar, salâta kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar.</em> Ve Allah&#8217;ı ancak, pek az olarak anarlar. (Nisâ/142)</p>
<p>Bu nedenle, şu destekçilerin vay haline! Onlar destek verişlerinden gâfildirler, onlar, gösteriş yaparlar, ve mâûnu vermezler. (Mâûn/4-7)</p>
<p>Bu âyetlerden anlaşıldığına göre toplumda iki tür salât edenler vardır. Biri, salâtı huşû ile yapanlar, diğeri de riya için yapanlar. O nedenle <em>huşû</em> ifadesini iyi anlamak durumundayız.</p>
<p>HUŞÛ: <em>Huşû,</em> “kişinin bakışını yere çevirmesi, gözünü kısması, sesi genzinden çıkarması” demektir.<a href="/Documents%20and%20Settings/ZÄ°YA/Desktop/Iste%20Kuran%20Calismalar/8-CÄ°LT/Tek%20Sureler/85%20Ankebut%20Suresi.doc#_ftn19">[19]</a></p>
<p>Kur’ân&#8217;da <em>huşû</em> kelimesi şu âyetlerde yer almaktadır:</p>
<p>Kesinlikle, inananlar felah buldular [durumlarını korudular/zafer kazandılar]. Onlar, salâtlarında <em>huşûlu</em> olan kimselerdir. (Mü’minûn/1-2)</p>
<p>Şüphe yok ki müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, saygıda duran erkekler ve saygıda duran kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, <em>huşûlu</em> erkekler ve <em>huşûlu</em> kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını muhafaza eden erkekler ve ırzlarını muhafaza eden kadınlar, Allah&#8217;ı çok zikreden erkekler ve Allah&#8217;ı çok zikreden kadınlar; Allah, onlar için bir mağfiret ve büyük bir ödül hazırlamıştır. (Ahzâb/35)</p>
<p>Ve şüphesiz ki Kitap Ehlinden, Allah&#8217;a inananlar, size indirilene ve kendilerine indirilene Allah&#8217;a <em>huşû</em> [saygı] duyanlar olarak inananlar vardır. Onlar Allah&#8217;ın âyetlerini az bir değere değişmezler. İşte onlar, ücretleri Rabb&#8217;leri katında olanlardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. (Âl-i İmrân/199)</p>
<p>De ki: Siz ona [Kur’ân'a] ister inanın, ister inanmayın; şu daha önce kendilerine ilim verilenler; o [Kur’ân] onlara okunduğunda onlar, secde ederek [teslimiyet göstererek] çeneleri üstü kapanırlar. Ve, “Rabbimiz tenzih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir” derler. Ve onlar, ağlayarak çeneleri üstü kapanırlar. Ve bu [Kur’ân] onların <em>huşûunu</em> [saygılarını, alçak gönüllüğünü] artırır. (İsrâ/107-109)</p>
<p>Şüphesiz senin yeryüzünü <em>huşûlu</em> [boynu bükük] görüp de Bizim onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman onun titreşmesi ve kabarması da O&#8217;nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki ona hayat veren kesinlikle ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü yetendir. (Fussılet/39)</p>
<p>Ve Zekeriyyâ; hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma, Sen vârislerin en hayırlısısın” diye seslenmişti de Biz, o&#8217;nun için icabet etmiştik. Ve kendisine Yahyâ&#8217;yı ihsan ettik. Ve o&#8217;nun için eşini düzelttik [doğum yapmaya elverişli hale getirdik]. Şüphesiz onlar hayırlarda yarışıyorlar, umarak ve korkarak Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı <em>derin saygı</em> duyuyorlardı. (Enbiyâ/89-90)</p>
<p>Eğer Biz bu Kur’ân&#8217;ı bir dağa indirseydik, Allah&#8217;ın <em>haşyetinden</em> onu <em>huşû</em> yapar [saygı duyar, baş eğmiş], parça, parça olmuş görürdün. Ve Biz bu misalleri tefekkür ederler diye insanlara veriyoruz. (Haşr/21)</p>
<p>Yüzler [kişiler] var ki, o gün çalışmış, yorulmuş olmasına rağmen eğilmiş, zillete düşmüştür. (Ğaşiye/2-4)</p>
<p>Baldırın çıplak kalacağı [gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya konulup işin büyümeye başladığı/işin ciddîleştiği] ve secdeye davet edildikleri gün artık güçleri yetmez. Gözleri yere eğilmiş, kendilerini bir zillet/hor görülme/alçalma sarmış bulunur. Oysa onlar, sağ-salim iken de secdeye davet ediliyorlardı. O halde bu sözü yalanlayanları Bana bırak! Biz onları bilmedikleri yerden yakalayacağız. (Kalem/42-44)</p>
<p>O hâlde onlardan geri dur [sırt çevir]. O günde çağırıcı&#8217;nın, nüküre [bilinmedik, inkâr edilen, yadırganan bir şeye] çağırdığı o günde gözleri düşkün düşkün, o davetçiye hızlıca koşarak kabirlerinden çıkarlar, sanki onlar darmadağın çekirgeler gibidirler. O kâfirler, “Bu, zor bir gündür” derler. (Kamer/6-8)</p>
<p>Ve sen, onları zilletten dolayı başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarlarken ona [ateşe] sunulduklarını göreceksin. İman etmiş kimseler de, “Şüphesiz zarara uğrayanlar, kendilerini ve ehillerini [ailelerini, yakınlarını] kıyâmet günü zarara uğratmış olan kimselerdir” dediler. Gözünüzü açın! Şüphesiz zâlimler devamlı bir azap içerisindedirler. (Şûrâ/45)</p>
<p>O gün onlar, kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. Sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi. Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür! (Me‘âric/43-44)</p>
<p>Yürekler o gün titreyerek çarpar. Onların gözleri saygılıdır. (Nâziât/8-9)</p>
<p>O gün, hiçbir eğriliği olmayan o davetçiye uyarlar ve Rahmân için sesler kısılmıştır. Artık sadece hafif bir ses duyacaksın. (Tâ-Hâ/108)</p>
<p>Ve sen kalktığın [elçilik görevini yapmak için ortaya çıktığın] ve boyun eğenler arasında dolaştığın zaman seni gören Azîz [mutlak galip] ve Rahîm&#8217;e [engin merhamet sahibine] güvenip dayan. (Şu‘arâ/217-219)</p>
<p>İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah&#8217;ı anmak ve Hakk&#8217;tan gelen için ürpersin de, daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş, dolaysıyla kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu da yoldan çıkmıştır. (Hadîd/16)</p>
<p>Bu âyetlerde görülüyor ki <em>huşû,</em> çoğunlukla “vücut organlarının saygısı” anlamına kullanılmakla birlikte, “genel saygı” anlamını ifade etmektedir. Öyleyse <em>huşû</em> kavramını, “gözlerimizle, sesimizle, yüzümüzle, gönlümüzle yüce yaratanımıza karşı bilinçli olarak ve içtenlikle göstereceğimiz saygı” şeklinde tanımlayabiliriz.</p>
<p>Müşrik ve münâfıklar da salât ediyorlar, ama bunu “gösteriş” amaçlı yapıyorlar:</p>
<p>Ve Allah&#8217;a ve âhiret gününe inanmadıkları halde mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimseleri (Allah sevmez). Şeytan kim için arkadaş olursa, o ne kötü arkadaştır! Bir de bunlar, Allah&#8217;a ve âhiret gününe iman etselerdi ve Allah&#8217;ın kendilerini rızıklandırdığı şeylerden infak etselerdi ne kendilerinin aleyhlerine olurdu ki? Allah onları çok iyi bilendir. (Nisâ/38-39)</p>
<p>Şüphesiz ki <em>münâfıklar, Allah&#8217;ı aldatmaya çalışırlar.</em> Halbuki O, onların aldatıcısıdır. Ve onlar, <em>salâta kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar.</em> Ve Allah&#8217;ı ancak, pek az olarak anarlar. (Nisâ/142)</p>
<p>Bu nedenle, şu destekçilerin vay haline! Onlar destek verişlerinden gâfildirler, onlar, gösteriş yaparlar, ve mâûnu vermezler. (Mâûn/4-7)</p>
<p>Ve onların <em>Beyt&#8217;in [Ka‘be'nin] yanındaki salâtları, sadece, ıslık çalmak ve el çırpmaktır.</em> –Öyleyse küfretmiş olduğunuzdan dolayı bu azabı tadınız!– (Enfâl/35)</p>
<p>Şu, Allah yolunda mallarını bağışlayan, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayan ve incitmeyen kimselerin mükâfâtları Rabb&#8217;lerinin yanındadır. Onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Ma‘rûf söz [bir tatlı dil, güzel söz] ve bağışlamak, kendisini eza [incitme, başa kakma] izleyen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, ğanî&#8217;dir [zengindir; hiçbir şeye muhtaç değildir], halîm&#8217;dir [yumuşak davranandır]. Ey iman etmiş kimseler! <em>Allah&#8217;a ve son güne inanmadığı halde malını insanlara gösteriş için bağışlayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakarak ve eziyet ederek boşa çıkarmayın.</em> İşte onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunup da üzerine bir sağanak isabet ettiği zaman, sağanağın cascavlak olarak bıraktığı kayanın durumu gibidir. Onlar, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Ve Allah, kâfirler topluluğuna hidâyet etmez. (Bakara/262-264)</p>
<p>Bu âyetlere dikkat edildiğinde, kâfirlerin de salât ettikleri, ama onların salâtı, birtakım kötü amaçlar için yaptıkları ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki: Bu âyetlerde sadaka verenlerin (sadaka da salât kapsamındadır; sosyal destektir), sırf insanlara gösteriş yapma, caka satma amacı güttükleri ve sadaka verdikleri kişileri minnet duygusu altında bırakmayı ve bundan maddî ve manevî çıkar sağlamayı hedefledikleri bildirilmektedir.</p>
<p>Bu âyetlerden anlaşılan o ki, kişi, yaptığı salâtı, şükür ve Allah&#8217;ı hoşnut etmek için yapmalıdır. Allah&#8217;ın kendisine verdiği akıl, fikir, bilgi, deneyim, mal, mülk, servet, sağlık gibi nimetlerin karşılığını huşû ile, tepeden tırnağa Allah&#8217;a saygıyla ödemelidir. Kendisine verilmiş nimetlerin gerçek sahibinin kendisi olmayıp Allah olduğunu bilmelidir. Sebe halkı ve Kârûn gibi şımarmamalıdır. Rabbimiz bunların durumunu bize örnek olarak vermiştir:</p>
<p>Şüphesiz Kârûn, Mûsâ&#8217;nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, şüphesiz onun anahtarları güçlü kuvvetli bir topluluğa ağır gelirdi. Bir zaman kavmi ona demişti ki: “Şımarma! Şüphesiz ki Allah şımarıkları sevmez. Ve Allah&#8217;ın sana verdiğinde âhiret yurdunu iste, dünyadan da nasibini unutma! Allah&#8217;ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun. Ve yeryüzünde bozgunculuğu isteme. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” O [Kârûn], “O [servet], bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi” dedi. Bilmez miydi ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok topluluğu [taraftarı, birikimi] olan kimseleri kesinlikle helâk etmişti. Ve günahkârlar günahlarından sorulmaz [Allah onların hepsini bilir]. Derken o [Kârûn], ziynet [ihtişam] içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyen kimseler, “Keşke Kârûn&#8217;a verilen gibi bizim de olsaydı! Şüphesiz ki o [Kârûn], çok büyük bir nasip sahibidir” dediler. Ve kendilerine ilim verilmiş olan kimseler ise, “Yazıklar olsun size! İman eden ve sâlihi işleyen kimseler için Allah&#8217;ın mükâfatı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir” dediler. Sonunda Biz onu ve evini yere geçirdik. Artık Allah&#8217;ın astlarından kendisine yardım edecek bir taraftar da olmadı ve o, kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi. Ve daha dün onun yerinde olmayı isteyenler, “Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve daraltıyor. Şayet Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Ve demek ki inkârcılar felâh bulmuyorlar” diyerek sabahladılar. İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimseler için kılarız. Ve akıbet, takvâ sahipleri içindir. (Kasas/76-83)</p>
<p>Andolsun ki, Sebe kavmi için iskan ettikleri yerde bir âyet vardı: Sağdan ve soldan iki bahçe! –“Rabbinizin rızkından yiyin ve O&#8217;nun için şükredin [karşılığını ödeyin]! Ne güzel bir belde ve çok bağışlayıcı bir Rabb!”– Fakat onlar yüz çevirdiler [karşılığını vermediler]. Biz de üzerlerine arim [barajların] selini salıverdik ve iki bahçelerini onlara buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sidir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik. Bu, onların küfretmeleri nedeniyle Bizim onları cezalandırmamızdır. Ve Biz sadece çok nankör olanları cezalandırırız. Ve Biz onlarla o bereket verdiğimiz memleketler arasında, sırt sırta şehirler meydana getirmiştik. Ve onlara da muntazam gidiş-geliş düzenledik: –Buralarda gecelerce ve gündüzlerce [sürekli] emniyet içinde gidin-gelin!– Sonra da onlar, “Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır!” dediler ve nefislerine zulmettiler. Şimdi de Biz onları ehadis [efsaneler] kıldık ve tamamen didik-didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda tüm çok şükreden sabırlı için elbette âyetler vardır. Ve andolsun ki, İblis onlar hakkındaki zannını tasdik etti de mü’minlerden ibaret bir kesimden başkası ona [İblis'e] uydular. Halbuki onun [İblis] için onlar üzerinde hiçbir sultan [kudret] yoktu. Fakat Biz âhirete imanı olanı, ondan şekk içinde bulunandan [yeterli bilgisi olmayandan] ayırt edecektik. Ve senin Rabbin her şeyi iyice koruyandır. (Sebe/15-21)</p>
<p>Ve onlara, iki adamı örnek ver: Biz bunlardan birine her türlü üzümlerden iki bağ kıldık ve ikisinin [iki bağın] etrafını hurmalarla donattık. Aralarında da bir ekinlik kıldık. Her iki bahçe de, hiçbir şeyi eksik bırakmaksızın, ürünlerini verdiler. Aralarında da ırmak yardık/akıttık. Bu kişi [iki bağın sahibi] için ayrıca başka gelir de vardı. Bundan dolayı bu adam arkadaşına konuşarak, “Ben, malca senden daha çok, insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm” dedi. Ve bu adam, kendine zulmederek bağına girdi: “Ben, bunun hiç yok olacağını sanmıyorum. Ben Saat&#8217;in kopacağını da zannetmiyorum. Velev ki Rabbime geri götürüldüm, kesinlikle orada bundan daha iyi bir sonuç bulurum” dedi. Arkadaşı konuşarak ona, “Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, daha sonra da seni olgun insan haline getireni mi inkâr ediyorsun? Fakat ben; O, benim Rabbim Allah&#8217;tır. Ve ben Rabbime kimseyi ortak koşmam. Kendi bağına girdiğin zaman, “Maşallâh, lâ kuvvete illâ billâh [Allah ne isterse o olur. Allah'tan başka hiçbir güç yoktur]” deseydin ya! Sen her ne kadar beni, malca ve evlatça kendinden az görüyorsan da, belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir. Seninkinin üstüne de gökten felaketler gönderir de o [senin bağ], kaygan bir toprak haline geliverir. Yahut bağının suyu yerin dibine çekilir de bir daha onu aramaya güç yetiremezsin” dedi. Ve o, serveti ile kuşatma altına alındı [bitirildi]. Bunun üzerine onda [bağında] yaptığı harcamalara karşı ellerini ovuşturmaya başladı. O [bahçe], çardakları üzerine yıkılmış kalmıştı, O da, “Ah n’olaydım! Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım” diyordu. O kişi için Allah&#8217;ın astlarından yardım edecek bir topluluk olmadı. Ve kendisi de öç alacak biri değildi. (Kehf/32-43)</p>
<p>Görülüyor ki, yaptığı salâtı huşû ile yapmayıp, salât malzemesinin Allah&#8217;tan olduğunu kabul etmeyerek, saygısızca ve kişisel çıkarı için gösterişle yapanlara yaptıklarının hayrı dokunmayacaktır.</p>
<p>Bakara/264&#8242;ün son bölümündeki, <em>İşte onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunup da üzerine bir sağanak isabet ettiği zaman, sağanağın cascavlak olarak bıraktığı kayanın durumu gibidir. Onlar, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler</em> ifadeleriyle muazzam bir benzetme yapılarak, bununla riyakârların inanmadan yaptıkları salât ve hayırların Allâh nezdinde geçersiz olacağı, hiçbir işe yaramayacağı gerçeği öğretilmektedir.</p>
<p>Ve kim İslâm&#8217;dan başka bir din ararsa, o takdirde hiçbir zaman ondan kabul edilmeyecektir. Ve o [İslâm'dan başka din arayan kimse] âhirette zarar edenlerden olacaktır. (Âl-i İmrân/85)</p>
<p>Peki o kâfirler, Benim astlarımdan birtakım velîler edineceklerini mi sandılar? Şüphesiz Biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık. De ki: “Ameller bakımından en çok zarara uğrayanları haber verelim mi? Onlar, kendileri sanat/sanayi olarak, güzellik ürettiklerini sanırken basit hayatta çalışmaları da boşa gitmiş olan kimselerdir.” İşte onlar, Rabb&#8217;lerinin âyetlerini ve O&#8217;na ulaşmayı inkâr etmiş kimselerdi de bu yüzden yaptıkları bütün amelleri boşa gitti. Artık kıyâmet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız [hiçbir değer vermeyiz]. İşte, inkâr etmeleri, Benim âyetlerimi ve elçilerimi alaya almaları sebebiyle, onların cezaları cehennemdir. (Kehf/102-106)</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/117/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/117/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=117&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/salat-herkesin-harci-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah Salatı Her Elçi İle İletmiştir</title>
		<link>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/allah-salati-her-elci-ile-iletmistir/</link>
		<comments>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/allah-salati-her-elci-ile-iletmistir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 10:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>canneylesin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Salat Ve Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ SALAT NAMAZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://turkceibadet.wordpress.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[  Rabbimiz, “salâtı ikâme et” emrini tüm insanlığa her elçisiyle ilettiğini beyan etmiştir. Peygamberimize: Öyleyse Rabbin için salât et [zihnî ve mâlî destek sağla, sosyal yardım yap, şirke ve tağuta karşı çaba göster] ve nahr yap! (Kevser/2) İman eden kullarıma söyle: “Salâtı ikâme etsinler, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerini rızklandırdığımız şeylerden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=115&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>Rabbimiz, “salâtı ikâme et” emrini tüm insanlığa her elçisiyle ilettiğini beyan etmiştir.</p>
<p>Peygamberimize:</p>
<p>Öyleyse Rabbin için salât et [zihnî ve mâlî destek sağla, sosyal yardım yap, şirke ve tağuta karşı çaba göster] ve nahr yap! (Kevser/2)</p>
<p>İman eden kullarıma söyle: “Salâtı ikâme etsinler, alış-veriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerini rızklandırdığımız şeylerden açık ve gizli olarak infakta bulunsunlar.” (İbrâhîm/31)</p>
<p>Onların mallarından sadaka al ki, onunla [sadaka ile] kendilerini temizlersin ve arındırırsın. Bir de onlara destek ol. Şüphesiz senin desteğin onlar için bir huzurdur. Allah en iyi işitendir, en iyi bilendir. (Tevbe/103)</p>
<p>Ve ehline salâtı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızk istemiyoruz. Seni Biz rızklandırıyoruz. Akıbet takvâ içindir. (Tâ-Hâ/132)</p>
<p>Sana kitaptan vahyedileni oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât fahşâ&#8217;dan ve kötülükten alıkoyar. Ve Allah&#8217;ın anılması, elbette daha büyüktür. Ve Allah ürettiğiniz [yaptığınız] şeyleri bilir. (Ankebût/45)</p>
<p>De ki: “Benim salâtım [sosyal desteğim], ibadetim, hayatım ve ölümüm sadece Kendisinin ortağı olmayan âlemlerin Rabbi Allah içindir. Ve ben böyle emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.” (En‘âm/162-163)</p>
<p>Mûsâ peygambere:</p>
<p>Sonra onun yanına geldiğinde seslenildi: “Mûsâ! Ben, senin Rabbin olan Ben&#8217;im. Hemen iki nalınını çıkar, şüphesiz sen temizlenmiş vâdide, Tuva’dasın/iki kere temizlenmiş bir vâdidesin. Ve Ben seni seçtim; O hâlde vahyedilecek olan şeye kulak ver. Hiç şüphesiz ki Ben, Allah&#8217;ın ta kendisiyim. İlâh diye bir şey yoktur Benden başka. O hâlde Bana kulluk et ve Beni anmak için salâtı ikâme et. Şüphesiz ki o saat [kıyâmet] gelecektir. Onu Ben herkes emeğinin karşılığını alsın diye neredeyse gizleyeceğim.” (Tâ-Hâ/11-15)</p>
<p>Ve Biz Mûsâ ile kardeşine, “Kavminiz için Mısır&#8217;da birtakım evler hazırlayın ve evlerinizi kıble kılın ve salâtı ikâme edin ve mü’minlere müjde verin!” diye vahyettik. (Yûnus/87)</p>
<p>Îsâ peygambere:</p>
<p>O [beşikteki çocuk] dedi ki: “Şüphesiz ben Allah&#8217;ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni bir peygamber kıldı [yaptı]. Beni, ben nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana salâtı [sosyal desteği] ve zekâtı tavsiye etti. Ve beni, anneme iyi davranan bir kimse (kıldı). Ve beni bir zorba, bir mutsuz kılmadı. Ve doğurulduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak ba‘s olacağım [yeniden diriltileceğim] gün, selâm benim üzerimedir. Ve şüphesiz Allah benim Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O hâlde O&#8217;na ibadet edin, işte bu, dosdoğru yoldur.” (Meryem/30-33, 36)</p>
<p>İbrâhîm peygambere:</p>
<p>Ve hani bir zaman İbrâhîm, “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut! Rabbim! Şüphesiz onlar [putlar] insanlardan bir çoğunu saptırdılar. Şimdi kim bana uyarsa, artık o, şüphesiz bendendir; kim bana karşı gelirse, … Artık Sen şüphesiz çok bağışlayan ve çok merhamet edensin. Rabbimiz! Şüphesiz ben çocuklarımdan bir bölümünü salâtı ikâme etmeleri için, senin dokunulmazlaşmış Ev&#8217;inin yanında, ekinsiz bir vâdiye yerleştirdim. Rabbimiz! Onların şükretmeleri için artık Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerden rızklandır. Rabbimiz! Şüphesiz Sen bizim gizlediğimiz şeyleri ve açığa vurduğumuz şeyleri bilirsin. –Ve yerde ve gökte, hiçbir şey Allah&#8217;a gizli kalmaz.– İhtiyarlık halimde bana İsmâîl&#8217;i ve İsâak&#8217;ı lütfeden Allah&#8217;a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitendir. Rabbim! Beni salâtı ikâme eden kıl, soyumdan da. Rabbimiz! Duamı da kabul et! Rabbimiz! Hesabın kurulduğu günde benim için, anam-babam için ve mü’minler için mağfirette bulun!” demişti. (İbrâhîm/35-41)</p>
<p>İshâk ve Ya‘kûb peygamberlere:</p>
<p>Ve Biz o&#8217;na İshâk&#8217;ı, ilave olarak da Ya‘kûb&#8217;u bağışladık. Ve hepsini iyi kimseler yaptık. Ve Biz onları, Bizim emrimizle kılavuzluk yapan önderler kıldık. Ve Biz onlara hayırlar işlemeyi, salâtı ikâme etmeyi, zekâtı vermeyi vahyettik. Ve onlar, sadece Bize kulluk yapanlar idiler. (Enbiyâ/72-73)</p>
<p>Zekeriyyâ peygambere:</p>
<p>Sonra o [Zekeriyyâ] mihrabda dikilmiş destek verirken [eğitim, öğretim yaptırırken] melekler o&#8217;na, “Şüphesiz Allah sana, Allah&#8217;tan bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi [bir önder], iffetli bir peygamber olarak, sâlihlerden müjdeliyor” diye seslendiler. (Âl-i İmrân/39)</p>
<p>İsmâîl peygambere:</p>
<p>Ve o ehline [ailesine, çevresine] salâtı [sosyal desteği] ve zekâtı emrederdi. Ve o Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti. (Meryem/55)</p>
<p>Lokmân peygambere:</p>
<p>Ve hani bir zaman Lokmân, oğluna öğüt vererek, “Yavrucuğum! Allah&#8217;a ortak koşma, hiç şüphesiz ki şirk [Allah'a ortak koşmak], kesinlikle büyük bir zulümdür. Ey oğulcuğum! Şüphesiz o [şirk, işlenen kötülük] bir hardal tanesi ağırlığında olup da bir kayanın içinde yahut göklerde ya da yerin içinde olsa, Allah onu getirecektir. Şüphesiz Allah en latif, hakkıyla haberdar olandır. Yavrucuğum! Salâtı ikâme et, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Sana isabet edene de sabret. Şüphesiz bunlar, işlerin kesin olanlarındandır. Ve insanlar için avurdunu şişirme [suratını asma] ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz ki Allah bütün övünen ve kuruntu edenleri sevmez. Ve yürüyüşünde mutedil ol, sesinden kıs. Şüphesiz seslerin en yadırgananı kesinlikle eşeklerin sesidir” demişti. (Lokmân/13, 16-19)</p>
<p>Şu‘ayb peygambere:</p>
<p>Onlar dediler ki: “Ey Şu‘ayb! Atalarımızın taptıklarını veya mallarımızda dilediğimizi yapmayı terk etmeyi sana senin salâtın mı emrediyor? Şüphesiz sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın.” (Hûd/87)</p>
<p>İsrâîloğulları&#8217;na:</p>
<p>Ve hani bir vakitler İsrâîloğulları&#8217;ndan misak [kesin bir söz] almıştık: “Allah&#8217;tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyiniz salâtı ikâme ediniz ve zekâtı veriniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sırt çevirdiniz. Ve siz yüz çevirenlersiniz. (Bakara/83)</p>
<p>Allah, İsrâîloğulları&#8217;ndan söz almıştı. İçlerinden on iki nakib [müfettiş/başkan] göndermiştik. Ve Allah demişti ki: “Ben, muhakkak sizinle beraberim. Salâtı ikâme eder, zekâtı verir, peygamberlerime iman eder, onları destekler ve Allah&#8217;a güzelce borç verirseniz, andolsun ki sizin günahlarınızı örteceğim ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere girdireceğim. İşte sizden her kim de, bundan sonra küfrederse, gerçekten dosdoğru yoldan sapmış olur. (Mâide/12)</p>
<p>İman edenlere:</p>
<p>Ve Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. O, sizi O seçti ve dinde; babanız İbrâhîm&#8217;in milletinde sizin için bir zorluk kılmadı. O, daha önce ve işte bunda [Kur’ân'da], Elçi&#8217;nin size şâhid olması, sizin de insanlara şâhid olmanız için, sizi “Müslümanlar” olarak isimledi. Öyleyse, salâtı ikâme edin, zekâtı verin ve Allah&#8217;a sarılın. O, sizin mevlanızdır [yol gösteren, yardım eden, koruyan yakınınızdır[. O, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır! (Hacc/78)</p>
<p>Ey iman etmiş kişiler! Toplantı günü salât için seslenildiği zaman, Allah'ın anılmasına hemen koşun, alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, işte bu, sizin için en hayırlıdır. Sonra da salât gerçekleştirildiğinde yeryüzünde dağılın ve Allah'ın lütfundan arayın. Ve felah bulmanız [zafer kazanmanız, durumunuzu korumanız] için Allah&#8217;ı çok anın. (Cum‘a/9-10)</p>
<p>Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin gecenin üçte-ikisinden daha azını, yarısını, üçte-birini ayakta geçirmekte olduğunu biliyor. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlar. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tevbe nasip etti. O hâlde Kur’ân&#8217;dan kolay geleni okuyun! Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah&#8217;ın fazlından bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O hâlde ondan kolay geleni okuyun! <em>Salâtı ikâme edin, zekâtı verin!</em> Güzel bir ödünçle Allah&#8217;a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah&#8217;tan af dileyin! Hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok esirgeyicidir. (Müzzemmil/20)</p>
<p>Tüm insanlığa:</p>
<p>Ve rahmet olunmanız için salâtı ikâme edin [zihnî ve mâlî desteği oluşturun ve ayakta tutun[, zekâtı verin ve o Elçi&#8217;ye itaat edin. (Nûr/56)</p>
<p>Kalben O&#8217;na yönelenler olarak, O&#8217;na takvâlı davranın, salâtı ikâme edin, müşriklerden; dinlerini parça parça bölmüş, fırka fırka olmuş kimselerden de olmayın. –Her fırka kendi yanlarındaki şeylerle böbürlenmektedir.– (Rûm/31-32)</p>
<p>Ve siz salâtı ikâme edin ve zekâtı verin! Kendiniz için önceden her ne iyilik yaparsanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir. (Bakara/110)</p>
<p>Hakkı Yılmaz</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/turkceibadet.wordpress.com/115/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/turkceibadet.wordpress.com/115/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=turkceibadet.wordpress.com&amp;blog=11100437&amp;post=115&amp;subd=turkceibadet&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://turkceibadet.wordpress.com/2009/12/27/allah-salati-her-elci-ile-iletmistir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/42330b0036ffe9c8f063a2f818abbbac?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">canneylesin</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
